26 Mayıs 2008 Pazartesi

SUSAMLI KURABİYE(ANNEMİN TARİFİ)




Annemin yıllardır yaptığı bu kurabiyenin tarifini her seferinde unuturum ve anneme sorarım,sanırım ona sormak hoşuma gidiyor ;oda zevkle anlatıyo kızım benim tarifimi yapıyor diye:)


Tarifi için biraz bekleyeceksiniz yine unuttum:P anneme sormam gerek:)


6 kaşık yoğurt


6 kaşık sıvıyağ


200 gr margarin veya tereyağ


1 yumurta(sarısı içine beyazı yüzüne)


1 tatlı kaşığı tuz


1 paket kabartma tozu


2 tatlı kaşığı şeker


un


susam


Yumurta sarısı ve susam haricinde tüm malzeme karıştırılır,kulak memesi yumşaklığında hamur yapılır ve şekil verilir.Önce yumurta akına sonra susama batırılıp tepsiye dizilir ve 180 derecede pişirilir._Firuz_

20 Mayıs 2008 Salı

VAR MISIN YOK MUSUN...

Sevgili Alev mimlemiş beni. Mimin konusu nelere varım nelere yokum...

VARIM

1- Çikolata ve pasta yemeye varım
2- Mesleğimi kendi büromda sürdürmeye varım
3- Kızımı ve eşimi daha çok görebilmeye varım
4- Huzurlu bir tatile varım
5- Eşimle televizyonsuz,telefonsuz ve internetsiz bir ortamda yaşamaya varım
6- Dostlarımla planladığımız gibi Konya'da buluşmaya ve eski günleri yad etmeye varım!
7- Dürüst olmaya varım
8- Fransızca öğrenmeye varım :)
9- Hoşgörüye varım
10-İşimden istifa etmeye varım :P

YOKUM

1- İkiyüzlülüğe, sahte yüzlere yokum
2- yalana yokum
3- İhanete yokum
4- Kul hakkı yemeye yokum
5- Sorumsuzluğa yokum
6- Sakatat yemeye yokum (ciğer hariç)
7- Diyete yokum (yaşasın yemek yemek)
8- Ablalarımı sadece 2 yılda bir görmeye yokum :(
9- İyi niyetimden istifade edenlere yokum
10- İnsanların inançlarına ve buna uygun yaşamalarına saygı duymayanlara yokum!

Ben de sevgili Bengisu 'yu mimliyorum..

14 Mayıs 2008 Çarşamba

MANTARLI ET KAVURMASI




Malzemeler:


-mantar

-dana eti veya kuzu eti

-soğan

-kekik

-karabiber

-kırmızı toz biber

-pul biber

-tuzot

-tuz

-zeytinyağı

Minik doğranmış eti ve incecik dilimlenmiş mantarı kısık ateşte kapağı kapalı tencerede zeytinyağıyla biraz pişiriyoruz, soğanı doğrayıp ekliyoruz ve kavuruyoruz. Pişmeye yakın baharatları da ekliyoruz. _Saniye_

BİLİK (PİŞİ/PUF BÖREĞİ)

Biz bilik diyoruz , Kayseri de genellikle pişi diyorlar, genel adı ise sanırım puf böreği :)
Bizim evde en sevilen yiyeceklerden biridir kendisi, eşim özellikle sade yapmamı ister, yani içine peynir koymuyorum. Piştikten sonra bol taze soğan maydonoz ve peynir ile birlikte yiyoruz. Pazar günü akşam yemeğimiz alttaki tepsinin içindekilerdi yani :)

Malzemeler:
-1 su bardağı ılık süt
-yarım su bardağı sıcak su (kaynar olmayacak)
-yarım paket yaş maya
-1 yumurta
-aldığı kadar un
-tuz
-yarım çay bardağı sıvıyağ
-kızartmak için yeterince sıvıyağ
Ben mayayı dondurucuda sakladığım için yarıya böldüm yarım su bardağı sıcak suyun içine attım erimesi için. Eriyince sütü,yumurtayı,yağı ve tuzu ekleyip biraz karıştırdım. Azar azar un katarak yoğurmaya başladım ( unu elekten geçirerek katmakta fayda var). Yumuşak kıvamda ama ele çok yapışmayan bir hamur elde edene kadar un katıp yoğurdum.
Kabın üzerine mutfak bezi ile örtüp mayalanmaya bıraktım. Bu süre ne kadar uzun tutulursa o kadar güzel oluyo bilikler :) Ben sabah 9 gibi yoğurdum akşam 7 de pişirdim, ama minimum 1 saat mayalanması da yeterli.
Mayalandıktan sonra hamurda yumurta büyüklüğünde parçalar koparıp elimde yassılaştırdım (5mm kadar). Derin tenceredeki kızmış yağa attım hepsini sırayla. Atar atmaz puf diye şişiveriyolar zaten :) Altı kızarınca tersini çeviriyoruz, altın sarısı rengini alınca süzerek çıkarıyoruz. _Saniye_

11 Mayıs 2008 Pazar

FIRINDA SÜTLAÇ




6 kişilik


4 çorba kaşığı pirinç


1 lt süt


1 su bardağı şeker


2,5 yemek kaşığı nişasta


1 paket vanilya


pirinçleri az miktarda suda haşlıyoruz ve içine 1 lt süt katıyoruz.Yeterince kaynattıktan sonra ateşi kısıyoruz.Bir kasede 1 çay bardağı suda nişastayı eritiyoruz.Ocaktaki pirinçli karışıma erittiğimiz nişastayı , vanilyayı ekleyip karıştırıyoruz ve ocaktan alıyoruz.Güveç yada sufle kaplarına katıyoruz sütlaçı(tam doldurmayın)Fırın tepsisinin içine su koyuyoruz.Güveç kaplarını bu suyun içine yerleştiriyoruz.Fırınınızın üst kısmını çalıştırıyosunuz,eğer ayrı ayrı çalıştırma özelliği yoksa en üst rafa koysanızda olur.185 derecede üzeri karamelleşinceye kadar pişiriyosunuz ._Firuz_


7 Mayıs 2008 Çarşamba

PRATİK FASULYE :)


Fasulyenin zor pişmesinden şikayetlenen varsa işte çözümü. Köy fasulyesi..

Bu fasulye çeşidine annem pazarda rastlamış, satıcı ismi köy fasulyesi demiş ama eminim farklı bi ismi vardır. Özelliği ise normal fasulyenin aksine 10 dakikada pişmesi. Fasulye tanelerinin uçları siyah resimde fazla belli olmamış ama her tanenin ucunda var siyah leke. Hem lezzet hem görüntü hem de pişirme kolaylığı yönünden çok sevdim ben :)

Tarif vermeme gerek yok sanırım ama kabaca anlatayım. Fasulyeler suda haşlanır, bir tarafta da yağda soğanlar kavrulur,et, domates, salça baharatı eklenir. Haşlanan fasulyelere eklenir, biraz daha pişirilir. _Saniye_

2 Mayıs 2008 Cuma

PİRAYE...


Dün gece ağlaya ağlaya bitirdim bu kitabı. Özellikle son 100 sayfasını soluksuz okudum diyebilirim. Özlem ablam (görümcem) tavsiye etmişti. Okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. O kadar güzel bir anlatımı var ki Canan Tan'ın. Romanın içinde hissettiriyor insanı, hatta Piraye'nin ta kendisi oluveriyorsunuz okurken, sanırım o yüzden çok etkilendim ve son sayfaları gözyaşları içinde okudum. Kitabın açıklaması şöyle:

Roman, genç bir kızın aile, okul, aşk ve evlilik yaşantısına odaklanan ilginç bir biyografi özelliğine sahip; yazar, yarattığı kadın kahramanın yaşantısına bir ’kadın duyarlılığı’ ile yaklaşıyor. Romanın ilk sayfalarında idealleri olan genç bir kız olarak tanıştığımız Piraye, sayfalar ilerledikçe ilişkilerin farklı boyutlarını yaşayacak, aşk duygusunun karşılığını kendi hayatına yerleştirmeye çalışacaktır.
"Piraye" romanını bir ’dram’ haline getiren ise genç kızın evlilik ve evlilik sonrası yaşantısı olacaktır; Piraye, üniversite öğreniminin hemen ardından Diyarbakır’a gelin gidecektir.

"Piraye"yi yakın çevrenizde aramayın sakın," diyor Canan Tan. "Hem onun, hem de romandaki diğer karakterlerin hayal ürünü olduklarını belirtmeme, bilmem gerek var mı? Ama uzak şehirdeki şarkının nihavent olduğunu söyleyen Nazım Hikmet ve "Gözlerin hani?" diye soran Ahmed Arif gerçek."Roman, yazarın kendi hayatından da belli belirsiz izler taşıyor okuruna.

Mutlaka okuyun... _Saniye_
Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur

MONTAİGNE