28 Aralık 2009 Pazartesi

SENE 2050!


''sinem,firuz,hilal ve saniye'' kare dörtlüsü'nün dostluğunun 14. yılı 2010
14 senedir hüzünlerini mutluluklarını, hayal kırıklıklarını paylaştı bu dörtlü
biri düştü ;diğeri el verdi,biri ağladı hepsi ağladı; uzaklıklara aldırmadan..
Yıllardır bu resme bakıp saatlerce konuşur dururuz.''Senin ayakkabın pek modern benimki pek havadar ;sen çok çökmüşsün ben hala diriyim ''gibisinden espriler yapıp saatlerce güleriz:)
Allah bizi ayırmasın, hepinizi kötülüklerden korusun ,güzel bir ömür versin canlarım
iyiki varsınız...
_firuz_
İstanbul-Antalya-Ankara-Kayseri.... Dağıldık 4 ayrı şehre... Ama aslında hiç ayrılmadık, kim ne zaman grip olmuş ondan bile haberdarız :)
Üniversiteye hazırlanırken hiçbirimizin hayali Konya'da okumak değildi belki de ama Konya'yı kazandığımıza şükrederek mezun olduk değil mi canlarım?
Belki her sene planlayıp da yapamadığımızı yaparız bir gün, Konya'da bir araya gelir anılarımızın geçtiği yerleri gezeriz, olmaz mı ???
Hiç ayrılmayalım olur mu... İyiki varsınız...
_Saniye_

16 Aralık 2009 Çarşamba

13 Aralık 2009 Pazar

ERİKLİ VİŞNELİ KEK


Mürdüm eriği zamanı gelince o kısa süre zarfında bol bol erikli tarif yapmaya çalışırm.Bobo! ve ben ; mürdüm eriğinin ekşi-tatlı lezzetine hayranızdır.Erikli tart ,erikli kek,erikli tatlı şeklinde dönüşümlü olarak uygulanır o dönemde..bunlarda mevsimi geçmeden yaptıklarım..Dondurucudaki vişnelerimde ekşimsi tadıyla ayrı bir lezzet kattı.Hemen tarife geçeyim..
3 yumurta
1-1,5 su bardağı şeker(ben 1,5 koyuyorum)
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı sıvı yağ
2 kaşık tereyağ
kabartma tozu
vanilya
yeterince un
tarçın
vişne(dondurucudan çıkınca tam çözülmeden çekirdeklerini çıkarıp pudra şekeriyle karıştırdım)
12-13 adet mürdüm eriği(ikiye üçe dilimliyoruz)
şeker ve yumurtayı çırpıp ,süt sıvıyağ ,tereyağ katıyoruz.Un,kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek hamura ekliyoruz.ne çok koyu ne çok cıvık olmalı kıvamı.Kek kalıbına döküyoruz.Üzerine vişneleri koyuyoruz,erikleride dizdikten sonra en son üzerine şeker ve tarçın serpip 175 derecede pişiriyoruz.
Öneri:Erikli tart yapıyosanız üzerine pişmeye yakın 1 kutu süt kreması dökün ve az bi süre daha pişirin.Harika bir lezzet çıkıyo ortaya.Ben şeftalili tartada süt kreması kullanıyorum.
_firuz_

17 Kasım 2009 Salı

RAF ÖMRÜMÜZ UZUN OLSUN!!


Uzun zamandır yayınlamak ıstediğim fakat bir türlü derleyemediğim bebek yemekleri yazı dizisini yayınlama planıyla geçtim pc başına ;tesadüfen rastladığım bu yazıyla başlamak daha doğru geldi

Süt konusu çok tartışılan bir konu..Kızımı emzirmeyi kesince hangi sütü kullanmam gerektiği konusunda biraz araştırma yapmış ve güvenilir bir doktorun yazısıyla karara varmıştım(yazıyı bulursam yayınlarım) Sonuç itibariyle ben kızıma 3 gün hazır süt(günlük süt tercihim)4 günde köy sütü veriyorum.Keşke her zaman köy sütü verebilsem ;talep fazla olunca sütü yetiştiremiyolar.Zaten artık hayvan besleyen o kadar az ki(nedenleri çok dramatik!)

Peyniri zeytini annem yapar bizim ailede.Bu yıl bende zeytin kurdum ilk kez; çok zahmetli ama buna değer..Birde alışınca ev yapımı gıdalara ,hazır tüketemiyosunuz.Çocukluğunuzdan kalan alışkanlıklardan vazgeçemiyosunuz.Mesela ben hazır yoğurt yiyemem mecbur kalmadıkça.Mutlaka kendım yaparım.Şimdi kızımda aynı benim gibi oldu.Ev yoğurduyla hazır yoğurdu ayırt edebiliyor.Kafayı sağlıklı beslenmeyle bozmuş insanları görünce uzaylı muamelesi yaparız genelde(az dalga geçmedim komşumla:)Kızımın hayatımıza girişiyle hayata bakışımız ,rutin alışkanlıklarımız,diyaloglarımız gibi; yemek alışkanlıklarımızda mutfağımıza giren gıdalarda değişti.Anlattıklarım biraz komik gelebilir eğer çocuk sahibi değilseniz,mesela biz artık evde çerez yemiyoruz daha doğrusu yiyemiyoruz,özelliklede çekirdek..Cips,şekerleme bizim eve girmez (Ara sıra bir parça çikolata ile ödüllendiriliyor tabi)Herşeyi doğal tüketmek mümkün değil elbet ama şuan elimizden geleni yapmak kısa ömrün karıdır dimi:)
Ve Sunay Demircan....
''yeşil sapları, şık karton kutuları, minik-yeşil etiketleri; Tek renk, tek ses, tek yürek halleri; yüksek fiyatlarıyla tezgahların yıldızı, kan kırmızı domatesler.
Yediniz mi?
Yiyeceksiniz!
Zira onlar, modern dünyanın gurur kaynakları.
"Tatmin olma" duygusu köreltilmiş, "yeter" sözünü defterinden çoktan silmiş insan evladının zeka ürünleri onlar.
Onlara şimdi domates diyorlar.
Devasa seralarda, tümüyle bilgisayar kontrolünde, topraksız koşullarda (su kültürü) yetişiyorlar.
Her birinin köküne birer serum hortumu bağlı, damla damla dökülüyor azotlar, fosforlar, kalsiyumlar. ..
Hava mı lazım?
Pompalar var, suyun içine gerektiği kadar hava basıyor.
Güneş mi lazım?
Cıvalı ampuller var, fotosentezi artıran yüksek basınçlı ışık basıyor.
Kuş mu lazım?
Aşk olsun!
Zamanı gelince, salınıyor bambus arıları içeri; dölleniversinler, kurda-kuşa muhtaç olmadan..
Çünkü onlar doğanın güvensiz derbederliğine terk edilemeyecek kadar değerliler.
Onlar, öbür dünyaya giderken yanımızda götüreceğimiz yatlar, katlar, plazmalar, plazalar...
Hala markettesiniz.
Süt içip kemikleri geliştirmek gibi bir inancın peşinde, dolaşıyorsunuz raflarda.
O, beyaz sıvının içinde protein, vitamin, bir sürü bakteri, mineral filan olduğunu düşünüyorsunuz.
Nasıl söylemeli, bilmem ki?
Aramızda kalsın ama, onun içinde artık bir şey yok!
İyisi mi bunu size, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ahmet Aydın söylesin "Süt sağlıklı bir içecekken, raf ömrünü uzatmak için pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline getiriliyor. Bu işlemlerle sütün içindeki tüm bakterileri öldürülüyor. Pastörizasyon, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engelliyor, sindirim enzimlerini tahrip ediyor, tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır...".
Hadi bunları geçtik bir kalem. Siz o sütü veren ineğin başına gelenlerden haberdar mısınız?
İnek inek olmaktan çıkalı çok oldu.
Önüne konan her şeyi yiyen, bol hormon ve antibiyotikle ayakta durabilen, deri kaplı et parçaları onlar.
Günde 100 kilo süt (!) veren inek yaptılar.
Ne demek biliyor musunuz bu?
Market arabasını sürmeye devam.
Üzümleri gördünüz mü?
Sanki bağdan yeni gelmişler. Dipdiri, ipiriler.
Nereden geliyor bunlar?
Şili'den.
Şili mi?
Evet!
Kaç gündür buradalar?
3-5 gün oldu.
Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları.
Uzun yolculuklar sonunda bize geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor.. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de 3-5 gün daha, bana mısın demiyor.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
Dane büyüklüğünü artırır, Dane ağrılığını artırır, Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmada bile daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Güçlü üzüm çöpüne rağmen dane sıkıca sapa bağlı kalır. Bu yüzden yükleme taşıma esnasında danelenme nedeniyle olabilecek kayıplar azalır, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir, Yüksek kalite ve standart sağlar, Raf ömrü uzar
Daha durun!
Petunya ve karnabahar geni konmuş mısırlardan yapılma cipsleri de yiyeceksiniz.
Geceleri de bahçenizi denizanası geniyle donatılmış buğdaylarla aydınlatacaksınız.
Diyebilirsiniz ki, "hep olumsuz tarafından bakma, bu gelişmeler olmasa açlığın önüne geçilemez". İyi ama açlığın nedeni gıda üretimindeki yetersizlik değil ki!
Tam tersine, bugün dünyada gıda üretiminde fazlalık var. Öyle ki, tüm üretilen besinleri toplayıp, dünyadaki insan sayısına bölseniz, kişi başına günlük 2 kilo gıda düşüyor.
Bu hepimizi besler de, yusyuvarlak bile yapar.
Sorun gıda üretiminin yetersizliği değil, aç olanların gıda alacak paralarının olmaması.
Ama, daha da vahimi, biz de o süt, domates, üzüm gibi oluyoruz.
Neye ağlayıp, neye güleceğimizi birileri bize anlatıyor.
Kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi de.
İnsan ilişkilerini artık klavye ve monitor üzerinden kuruyoruz.
Gün geliyor, öldürüyoruz.
Adına "bilgi" dedikleri rafine verilerle zihnimizi doldurup, enselerinde barkod yapıştırılmış mamül ürünler oluyoruz.
Ne diyelim?
Raf ömrümüz uzun olsun!



_firuz_

13 Kasım 2009 Cuma

HUZUR...

Sizlerle ; beni derinden etkileyen bu yazıyı paylaşmak istedim.
''yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. ''(şems -26)

AZRAIL’IN GUZELLIGI

(bir doktorun hikayesi) Ben, 40 yillik bir kanser uzmani olarak, maddeyi asan, sayisiz olayla karsilastim ve bunlari, o olaya sahit olanlarla birlikte belgeleyerek, ozel bir arsiv yaptim
Bunlardan 1976 yilinda yasanmis bir olayi size nakletmek istiyorum Kanser hastanesinde bashekimken, Serap adinda genc bir hanim hastam vardi Bu hastam gogus kanserine yakalanmis ve tedavi icin yurt disina gitmek istemesine ragmen, bazi formaliteler sebebiyle o imkani bulamamisti
Serap’i ozel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altina aldim Ve kisa bir sure sonra da iyilestigini gordum Ancak, Serap'in da butun diger kanserliler gibi ilk 5 yillik sureyi cok dikkatli gecirmesi gerekiyordu Bir is kadini olan Serap, 4 yil kadar sonra bir ihale icin Izmir'e gitmek istedi Kis aylarinda oldugumuz icin ucakla gitmesi sartiyla kabul ettim Maalesef, bilet bulamamis ve benden habersiz bindigi otobusun kaza gecirmesi uzerine, 6 saat kadar mahsur kalmis
Donusunden kisa bir sure sonra kanser, kemik ve akcigerine yayildi Serap, bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yuruyemez hale gelirken, hastaligin akcigerdeki tezahuru sebebiyle de devamli olarak oksijen cihazi kullaniyor ve soyledigi her kelimeden sonra, agzini o cihaza yapistirarak nefes almak zorunda kaliyordu
Evine gittigim gun, yine guclukle konusarak : “Doktor bey” dedi “Ben sizedarginim” “Nicin?” diye sordum “Siz Dindar bir insanmissiniz Nicin bana da, Allah'i, olumu, ahireti anlatmiyorsunuz?” Dini inanclarinin cok zayif oldugunu bildigim icin bu teklifi karsisinda oldukca sasirdim
Onu uzmemeye calisarak : “Doktora ulasmak kolaydir” dedim “Parayi bastirdin mi, istedigine tedavi olursun Ancak iman tedavisi icin gonulden istek duymalisin”
Konusmaya mecali olmadigindan, “Ben o istegi duyuyorum” manasinda basini salladi Artik umitsiz bir tibbi tedavinin yani sira, ebedi hayatin ve saadetin recetesi olan iman derslerimiz baslamis ve dersler “hizlandirilmali ogretime” donmustu
Anlattigim iman hakikatlerini butun ruhuyla mezcediyor ve arada bir soru soruyordu
Vefatina bir hafta kala, “Doktor bey” dedi “Ben olurken ne soylemeliyim?” “Kelime-i Sehadeti soylemelisin” O, haliyle tebessum ederek yine basini salladi
Cok istirabi oldugu icin, Serap'a surekli morfin yapiyor ve onu uyutmaya calisiyorduk Ben, bir is seyahati sebebiyle bir muddet ziyaretine gidemedim
Donusumde annesi telefon ederek : “Serap, bir haftadir morfin yaptirmiyor” dedi “Sabahlara kadar inliyor ve cok istirap cekiyor…”
Hemen eve gittim ve igne yaptirmamasinin sebebini sordum Aldigim cevabi hala unutamiyor ve hatirladikca urperiyorum
“Ya morfinin tesiriyle olume uykuda yakalanir ve son nefeste? “La ilahe illallah” diyemezsem?”
Iste Serap, boyle bir hanimdi
Bu arada benden istihareye yatmami ve eger bir kac gun daha omru varsa, son gunu uyanik kalacak sekilde morfin yaptirilmasini rica etti
Ben hic adetim olmadigi halde Cuma gunune rastlayan o gece, istihareye yattim ve Serap'in acizligi hurmetine Allah’a sigindim, sali gunune kadar yasayacagina dair isaret hissettim Ertesi gun ona : “Hic korkma!” dedim “Igneyi vurdurabilirsin”
Ve Serap bir veda niteligi tasiyan bu gorusmemizde son sorusunu da sordu : “Doktor bey Azrail bana nasil gorunecek?” “Kizim” dedim “O bir melek degil mi? Hic merak etme, olumun sana insaallah guzel gorunecektir”
Sali gunu Serap'in agirlastigi haberini alinca hemen eve gittim Ancak vefatina yetisememistim Ailesi tam manasiyla perisandi Sadece kendisine uzun muddet bakan dindar bir hanim akrabasi ayaktaydi ve beni gorunce yanima gelerek : “Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz once bir mucize yasandi!” dedi Ve devam etti : “
…Serap, bir saat kadar once oksijen cihazini atti ve "yataktan kalkmasi imkansiz" denmesine ragmen kalkarak abdest aldi, iki rekat namaz kildi Butun ev halki hayretten donup kaldik Ve kelime-i sehadet getirerek vefat etmeden biraz once de: “Doktor beye soyleyin” dedi
Azrail, onun soylediginden de guzelmis!


(Rabbim bizlerede güzel ölümler nasip etsin)


_Firuz_

11 Kasım 2009 Çarşamba

BAHAR PASTASI (PRATİK PASTA)




Bahar pastası deyince akla rengarenk bir pasta geliyo dimi;bu sonbahar pastası :)İşin aslı bu pastanın mucidi bahar isimli bir arkadaş.Yemek 24 sitesinde en çok övgüyü alan pasta olması pastayı denememdeki en büyük sebep,birde çikolatanın o cazibeli görüntüsü olunca denemek şart oldu.İyiki de denemişim,mutfağım rulo muhallebiden sonra bir pratik lezzetle daha buluştu
ŞİDDETLE ÖNERİLİR:)
Tarifimizi http://mutfaktasanat.blogspot.com/ 'un ev sahipliği yaptıgı porselen demlik çay saati etkinliğine gönderiyoruz.
1 adet kakaolu hazır pasta altı keki(uno tercih ediyorum)
2 paket fındıklı pudıng(tercihim dr oetker)
1 adet krem şanti
dilediğiniz kadar fındık(bol olursa güzel oluyo)
süt
kekı ambalajından çıkartmadan üzerindeki kagıdı yırtıp açıyoruz
kek plastık kalıbındaken 1-2 cm lik kareler halinde kesiyoruz
pudingin birini 2,5 su bardagından 1-2 parmak fazla sütle pişirip kestiğimiz kekin üzrine dökerek karıştırıyoruz.İyice harmanlayın kaşıkla (ezmeden)
bulamaç halindeki karışıma fındıkları ekleyip kendi plastik kalıbında hafif bastırarak üzerini düzeltiyoruz
uygun bir tepsiye ters çeviriyoruz
1,5 su bardagından biraz fazla sütle işirilen 2. pudingi pastanın üzerine döküyoruz
1 su bardagından 1 parmak eksik sütle hazırladıgımız krem şantiyi üzerine yayıyoruz
en son kakao yada antep fıstıgı serpiyoruz
dilrseniz içine ve üzerine çikolata parçacıkları koyabilirsiniz
_firuz_

19 Ekim 2009 Pazartesi

GÜNLÜK TURŞU



Adı bıraz tuhaf geldı dımı:) Evet tahmın ettıgınız üzere bu kolayca hazırlanıp hemen servıse sunulabılen 15-20 gün buzdolabında saklayabılecegınız (bızım evde 1 günde bıten) türden bır turşudur kendılerı.. Her ne kadar annem daha güzel yapsada evde kuru fasulye varsa mutlaka bu turşuda vardır.Tabı kışın ınce patlıcan bulmak zor oldugu ıçın sadece bıberle yada ıçınız elverırse hormonlu patlıcanlarla yapabılırsınız!Bu aıle gelenegını bozmamak ve o enfes lezzetı mıdeye ındırmek adına evımızde hazır turşu kuru fasulyenın partnerıdır her zaman:)
(noktalama ışaretlerı olmadan yazmak durumundayım affedın pc de sorun var)
Patlıcanlar ve bıberler uzunlamasına tam koparmadan kesılerek kaynayan suya atılır ve parçalanmadan yumşayıncaya kadar haşlamaya bırakılır
Bu arada suyu hazırlanır.Damak tadınıza göre lımon suyu ve su karışımı eklenır.Bol sarımsak soyulur ve ıncecık dogranır . Bol nane(en önemlı malzeme budur)eklenır
Haşlanan patlıcan ve bıberler sudan süzülüp bu karışıma eklenır ve buzdolabında soguyunca afıyetle yenır.
Malzemeler patlıcan ve bıbere ışledıgı ıçın ertesı gün daha lezzetlıdır.Turşunun suyu ıçındekı patlıcan ve bıberlerden daha çok ragbet görür bılgınıze...
_Fıruz_

11 Ekim 2009 Pazar

ÇÖKERTME KEBABI(tavuklu)





Yogun geçen bır haftanın, hatta ayın ardından kendıme gelmem ıçın mutfaga gırıp egzantrık bışeyler yapmalıydım:) Yemegın aslı etle yapılır ve bodrum kebabı olarak bılınır(etle daha güzel oldugu kesın ama o an elımın altında tavuk vardı) bodrum restoranlarında patatesler rendelenıp kızartılır ancak ben çok ugraştırsada kıbrıt çöpü dograyıp kızartmayı sevıyorum.Ve tarıf...

Patatesler kıbrıt çöpü ıncelıgınde kızartılıp tabaga koyulur(patatesı 3-4 kez yıkayıp nışastasını alırsanız yapışmaz)
Et ıle yapacaksanız önceden marıne etmenız gerekır
Marıne malzemelerı:1 su bardagı süt,1 sogan ve 3 yemek kaşıgı zeytınyagı ıle sabahtan marıne edıp akşam pışırmeye hazır hale getırılır.
Yogurda sarımsak ve tuzu ekleyıp tabaktakı patateslerın üzerıne gezdırılır.
Dınlenmış olan etler bıraz toz kırmızı bıber ılavesıyle pışırılıp tabagın en üstüne koyulur
Tereyag ocakta yakılıp üzerıne gezdırılır(salçalı sosta gezdırebılırsınız)

_Fıruz_

17 Eylül 2009 Perşembe

HALUJ (KIBIN-HINGAL)














Haluj'u 3-4 yıl önce portakal agacının sıtesınde görmüş ve denemıştım.Yöreden yöreye degışen ısmı ve ıç malzemesıyle harıka bır lezzet dıyebılırım


Annelerımızın yaptıgı kulak mantısı(bazı yerlerde muska mantısı )ıle yapılışı aynı sayılır. Katlama şekıllerı farklı sadece.Normalde mantı hamurundan bıraz daha kalın açılıyo ama ben o şekılde hoşlanmadıgım ıçın normal mantı kalınlıgında açıyorum(çok büyük açamasamda :P)


Netten ısmı konusunda bıraz araştırma yaptım ve 6 tane ısmı oldugunu ögrendım


Tabı yöreye göre ufak degışıklıkler oluyor.Mesela kıymalısına kıbın denıyomuş ve bazı yörelerde yagda kızartılarak yapılıyor.


Aslında orjınalınde üzerıne yogurt ve sos dökülüp yenen bı yemek degıl


bız o şekılde sevıyoruz herşeye yogurt dökme durumları var bızım aılede:)


çerkezlerden özür dıleyerek son halınıde yayınlamak ıstedım


not:mantının katlanışını netten vıdeo halınde bulabılırsınız..


gelelım tarıfe:



hamuru:


3 bardak un


1 tatlı kaşıgı tuz


yeterınce ılık su


ıç malzemesı:


kıymalı:400 gr kıyma(tahmını yaptıgım ıçın çok emın degılım)


1 adet büyük boy sogan


tuz karabıber


patateslı ıç:patates haşlanır soganlı kırmızı bıberlı yagda hafıf kavrulur.





hamuru sert bır hamur olacak şekılde yogurup 20 dk dınlendırıyoruz


mantı kalınlıgında yada tercıhe baglı az daha kalın açıyoruz.Su bardagıyla daıreler kesıyoruz.Bır tatlı kaşıgı ıç malzemeden koyup yukarıdakı örme şeklınıuyguluyoruz.


Kaynayan suya az mıktarda tuz atıp mantıları ıçerısıne bırakıyoruz


Mantılar suyun yüzüne çıkınca 4-5 dk daha pışırıp süzgeçle alıyoruz


Üzerıne ocakta yaktıgımız tereyagını gezdırıyoruz


Dılersenız sarımsaklı yogurt ve salçalı sosla ıkram edebılırsınız.



_Fıruz_

12 Eylül 2009 Cumartesi

YAĞ MANTISI


Yağ mantısına bayılırım, en güzel Kayseri yemeklerinden biri bence :)
Bayağı oldu yapalı aslında, son halini çekmeyi unutmuşum maalesef, sosu ve yoğurdu dökülmüş halini yani. Ama bir daha kimbilir ne zaman yaparım düşüncesiyle bloga bu haliyle koymaya karar verdim. :)

Malzemeler:

yarım paket yaş maya
yarım su bardağı süt (ılık)
1 su bardağı su (ılık)
1 dolu yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yumurta
Tuz
Aldığı kadar un

İçi için:

200 gr kıyma
kırmızı tozbiber
tuz

Mayayı tuzda eritip diğer malzemeleri ekliyoruz (un hariç) elle karıştırarak. Daha sonra unu azar azar ekleyerek yumuşak bir hamur yoğuruyoruz. Minimum yarım saat mayalanmaya bırakıyoruz üstünü örtüp.
Mayalandıktan sonra oklavayla açıp büyük karelere kesiyoruz, yaklaşık 7*7 cm ebatında. Üstlerine toz biber ve tuzla iyice karıştırdığımız kıymaları koyup bohça şeklinde kapatıyoruz. Kızgın ve bolca yağda kızartıyoruz.Üzerine sarımsaklı yoğurt ve salçalı sos gezdirip servis ediyoruz. Aaaafiyetle yiyoruz :)

_Saniye_

29 Ağustos 2009 Cumartesi

ŞAM TATLISI VE MUHALLEBILI KADAYIF


Ilk olarak şambalı tatlısının tarıfını vermek ıstıyorum.Ilk kez yaptım bu tatlıyı ve daha önce neden yapmamışım dıye hayıflandım dogrusu.Mutlaka dennmesı gereken bır lezzet..

ŞAM TATLISI
1 su bardagı şeker
1 su bardagı yogurt
1 su bardagı ırmık
1 su bardagı un
1 paket vanılya
1 çay kaşıgı karbonat(kabartma tozu kullanmayın özellıkle karbonat yazdım)
şerbetı:
2 su bardagı şeker
2 su bardagı su
yarım lımon suyu
Ilk olarak şeker ve su ocakta kaynatılır,kaynamaya başlayınca altı kısılır ve 5 dk kaynatılır lımon sıkılıp 1 dk daha kaynatılır ve kapatılıp sogumaya bırakılır.
Şeker ve yogurt 5 dk karıştırılır ,dıger malzemeler katılıp cıvık bı karışım elde edılır
küçük bır borcam yada tepsıye dökülür ve 20 dk dınlendırılır.Üzerıne badem fıstık yada fındık koyulur ve 180 derece ısıtılmış fırında 30 dk pışırılır(üzerı kızarana kadar) fırından çıkar çıkmaz dılımlenır.tatlı sıcak şerbet soguk şekılde şerbetı dökülür soguyunca afıyetle yenır.Benım gıbı 1 dılımle yetınılmeye çalışılır ama başarılamaz ve 4-5 dılımın sonunda nıhayet huzura erılır:)
(üzerıne kadayıf yenır dıycem korkuyorum en ıyısı susayım:)
(kaymak ıle servıs yapmanızı önerırım)

MUHALLEBILI KADAYIF Tarıf 1
Ben ıkı şekılde yapıyorum bu tatlıyı.Ikı tarıfıde yazıcam ;ılkı çıtıt çıtır sevenler ıçın; ıkıncısı daha yumşak oluyor. Resım ıçın özür ramazanda pek fırsat olmuyor forograf çekmeye aceleye gelıyor maalesef.(kadayıf resımdekı gıbı beyaz degıl aslında :)
300 gr kadayıf
4 kaşık tereyag
6-7 kaşık şeker
muhalebısı:
1 lt süt
3 tepeleme kaşık un
3 tepeleme kaşık nışasta
1 su bardagı toz şeker
vanılya
damla sakızı(ben koymadım)
1 paket çıg krema yada krem şantı(ben krema kullandım)
kadayıfları dondurucuya atıyoruz ve 2-3 saat orda bırakıyoruz
çıkarınca poşetteyken kırıyoruz ıncecık oluyolar
ılk olarak muhallebı ıçın krema harıç malzemelrı karıştırıp pışırıyoruz
pışınce ıçıne kremayı döküp karıştırıyoruz ve kenarda sogumaya bırakıyoruz
kenarları yüksek bır tencerede tereyagıyla kadayıfı süreklı karıştırarak kavuruyoruz.bır müddet sonra fındık badem yada cevızı ılave edıyoruz
rengı koyulaşıp kavrulunca şeker döküp 1-2 dk daha karıştırıp ocaktan alıyoruz
borcam yada tepsıye önce kadayıfın yarısını döküyor ve bıraz bastırarak serıyoruz
üzerıne muhallebıyı yayıyoruz
en üst kısımdakı kadayıfları servıs yapacagımız zaman koyuyoruzkı her daım çıtır kalsın(önceden dökersenız muhallebı kadayıfı yumşatır)

MUHALLEBILI KADAYIF Tarıf 2
Bu tarıfı yıllar önce bı yemek sıtesınden almıştım emın degılım ama sanırım portakal agacına aıt bır tarıf..Sık yapıyodum bır zamanlar, künefeyı andıran bır lezzetı var.
muhallebısı:
1 lt süt
5 y.k pırınç unu
2 y.k toz şeker
şerbetı:
3,5 su bardagı şeker
3,5 bardak su
bırkaç damla lımon
500 gr kadayıfı erıttıgımız 175 gr erıttıgımız tereyagıyla harmanlıyoruz
tepsıye kadayıfın yarısını yayıyoruz(tepsı ölçüsünü kadayıf ınce olacak şekılde ayarlayın)
fındık cevız yada badem serpıyoruz
üzerıne muhallebıyı döküyoruz
tekrar en üstü kadayıf kaplıyoruz
üzerı kızarana kadar pışırıyoruz
kadayıf sıcak şerbet ılıkken tatlısını döküyoruz ve hemen üzerıne tepsı kapatıyoruz..

!!muhallebılı kadayıf sevgılı Hılal'e ıthafen yapılmıştır:)
_Fıruz_

25 Ağustos 2009 Salı

KIYMALI PIDE




Yemek sıtelerınde fazla gezınmemek gerek hele şu ramazan aylarında hıç ugramamak gerek :)

ıftar ıçın hazırladıgımız pıdelerı sevgılı sevıl 'ın ıftar bereketı etkınlıgıne gönderıyoruz.



kıymalı pıdeyıde 2-3 gün önce ısmını hatırlamadıgım bır sıtede rastlamıştım .Dün öglen hamurunu mayaladım akşam ıftara yakın pışırdım. Aslında ınstant maya vardı evde ve geçenkı ınstant facıasından sonra bır daha kullanmam dıyodum.Ama mecbur kaldım ve ıyıkıde yapmışım o kadar yumşak oldukı , resımde o kadar estetık durmasada;övgü alan harıka pıdeler ortaya çıktı...Ve tarıf;

4 kaşık yogurt

1 çay bardagı ılık su

1 çay bardagı sıvıyag(ben zeytınyagı tercıh ettım)

yarım paket ınstant maya(ben mayayı az kullanmayı tercıh edıyorum)

1 tatlı kaşıgı tuz

1-2 tatlı kaşıgı şeker

yeterınce un


ıç malzeme:

yarım kılo kıyma(mıktarı net hatırlamıyorum açıkçası :)

4-5 adet yeşıl bıber

2 domates

3-4 adet sogan


hamur malzemelerını karıştırıp yoguruyoruz ve üzerıne nemlı bez örtüp mayalanması ıçın 2-3 saat bekletıyoruz(mayalanınca;2-3 katına çıkıyo hamur)

ıç malzemelerı ıçın kıymayı bıraz kavurup ıçerısıne bıber ve soganı atıyoruz ;onlarda kavrulunca domates katıp az pışırıp ocaktan alıyoruz.hamurdan parçalar alıp oval şekılde merdaneyle ıncecık açıyoruz.harcı koyup kenarlarını kapatıyoruz.Üzerıne yumurta sürüyoruz;artan yumurta beyazlarını harcın açıkta kalan kısımlarına paylaştırdım.180 derecede üzerı kızarana kadar pışırıyoruz. fırından alınca tereyag sürüp yıyoruz.Üzerını yaglı kagıtla kapattımkı servıse kadar soguyup sertleşmesın dıye ama anladımkı açık kalsa bıle sertleşmıyo her daım yumşacık:)


püff:) pıdelerın yumşak olmasını ıstıyosanız;hamur cıvık olmalı !

_Fıruz_

13 Temmuz 2009 Pazartesi

ETIMEK TATLISI



Etımek tatlısı Sanıye ve benım yıllardır yaptıgımız kurtarıcı tatlılarımızdandır.Tarıfını daha önce ekledık sanıyorduk; ama arşıvı karıştırıp bulamayınca hemen yapıp yayınlamak ıstedım.
1 paket tuzsuz etımek
şerbetı:
1,5 su bardagı şeker
2 su bardagı su
muhallebısı:
1 lt süt
2 kaşık nışasta
2 kaşık un
1 kaşık tereyağ
1 bardak toz şeker(ben şeker oranını daha az yapıyorum tadına bakarak dökebılırsınız)
vanıya
şerbetı pışırıp 3-4 dk ocaktan alıp bekletıyoruz ve daha sonra tepsıye dızdıgımız etımeklerın üzerıne döküyoruz
muhallebı malzemelerını karıştırıp pışırıyoruz tereyagını en son pışmeye yakın eklersenız muhallebınız hoş kokuyor
sogumuş olan şerbetlı etımeklerın üzerıne muhallebıyı döküyoruz
üzerını hındıstan cevızı yada fındık kırıklarıyla süsleyebılırsınız
yada benım yaptıgım gıbı taze çılek sosu yapıp dökebılırsınız
ben servıs yaparken ıkı dılımı üst üste koyup servıs yapıyorum daha doyurucu görünüyo:)
( bazen muhallebısıne krem şantı karıştırıyorum daha hoş oluyo ama hafıf olsun dersenız karıştırmayın)
_Fıruz_

10 Haziran 2009 Çarşamba

İSTANBUL HATIRASI


Mayıs ayının ikincisi haftası Yapı Fuarı için İstanbuldaydık. Bir taşla birçok kuş vurduk :) Özgür'ün yakın arkadaşı Önder ve eşi Cemile'yle görüştük, dünya tatlısı çocuklarını sevdik. Kuzenim Solmaz'ı gördük birlikte ortaköye ve taksime gittik. Cumartesi günü sinem'le buluştuk, yine fuar için gelmiş olan Esra ve kardeşi de vardı. Birlikte boğaz turu yaptık. İstanbul her zamanki gibi çok ama çok güzeldi, sürekli yaşamak istemezdim ama sık sık gitmek isterdim doğrusu :) _Saniye_

2 Haziran 2009 Salı

5. YAŞGÜNÜMÜZ

Dün Nehir'imin doğumgünüydü.. Uzun zamandır nasıl bir pasta yapacağımızı düşünüyoduk birlikte, 2 gün kala ikimizin de çok severek izlediği Sünger bob da karar kıldık :)

Sünger Bob pastasını kreşteki kutlama için hazırladım. Çok özen gösterdim ama yine de iki önemli ayrıntıyı atlamışım. Birisi kemeri, o çok önemli değil aslında ama o güzelim burnunu yapmayı nasıl unuttum onu anlamıyorum, üstelik pasta yenip bittikten sonra bi anda farkettim bunu :)




Bu hediye paketi pastayı da evdeki kutlama için yaptım. Geçen hafta tv de Özgür usta nın programında bir benzeri yapılmıştı, çok beğenmiştim ondan esinlendim.



Bir yaşını daha geride bıraktı kuzum, 5 yıl ne zaman geçti nasıl geçti anlamadım, dün gibi ilk kucağıma aldığım an. Annelerin babaların gözünde hiç büyümez derler ya çocukları 50 yaşına girse bile, çok doğruymuş daha şimdiden anladım bunu. Anaokuluna başlayacak bu sene ama o hala bebek kokusuna doyamadığım minicik bebeğim sanki benim... NİCE YILLARA KUZUUUUMMMMM...
_Saniye_

13 Mayıs 2009 Çarşamba

PATATES MANTISI VE TAVUK ŞİŞ







Yokluğumuz hıç hıssedılmemış anlaşılan;o nedenle neden tarıf eklemedık yada sıteyle neden ılgılenemedık gıbı konularda açıklama yapmamada gerek yok;merak eden yok görünüyo(bu kısma hıhh! dıyen bır msn ıfadesı eklemek ısterdım ama olmadı:P) Neyse uzun zamandır bekleyen tarıflerımı eklemeye karar verdım ; patateslı bırkaç tarıf daha gelıyo pek yakında:)afıyet olsun şımdıden...


Patates mantısı

2 yumurta

1 su bardağı yoğurt

1 su bardağından bıraz eksık sıvıyağ(orjınalınde böyle ama ben yarım bardak koyuyorum)

1 yemek kaşığı salça

pul bıber,karabıber

1 tatlı kaşığı tuz

1 paket kabartma tozu

1 su bardağı dolusu un

4 adet rendelenmış patates

Yumurtaları çırpıyoruz ardından tüm malzemeyı karıştırıyoruz.Sonra 4 orta boy patatesı çığden rendeleyıp bu karışıma eklıyoruz.Yağlanmış borcama yada tepsıye döküp 180 derecede pışırıyoruz.

Üzerıne sarımsaklı tuzlu mayonezlı yoğurt döküyoruz.En üst kısmada tereyağında salça nane kavurup döküyoruz.


Tavuk şiş

Tavuk göğsünü lımon ve tuzla ovalayarak yıkıyoruz.Sotelık doğruyoruz.Kekık,zeytınyağı,sarımsak,karabıber,pul bıber ve tuzla sos hazırlayıp tavukları ıçıne atıyoruz.Buzdolabında en az 1 saat(ben sabahtan hazırlıyorum akşam pışırıyorum)dınlendırıyoruz.Şışlere bıber ve domateslerle bırlıkte dızıp;fırının ızgarasında yada normal bölmesınde pışırıyoruz.


Göğüs etı bızım evde sevılmedığı ıçın; genelde but etını ırı ırı sotelettırıp kullanıyorum.


_Fıruz_

31 Mart 2009 Salı

HAVUÇLU KEK VE TAHİNLİ PEKMEZLİ MUFFİN


http://yaseminmutfakta.blogspot.com/ takip ettiğim bloglardan biridir. Çok ilgimi çeken iki tarifini denedim geçmiş günlerde sevgili Yaseminin, ikisini de çok beğendim.


Özellikle çocuklarımız için çok besleyici ve sağlıklı iki tarif olduğunu düşünüyorum.







Havuçlu kek http://yaseminmutfakta.blogspot.com/2008/05/havulu-kek.html













Tahinli pekmezli muffin http://yaseminmutfakta.blogspot.com/2008/05/tahin-pekmezli-muffin.html


_Saniye_

26 Mart 2009 Perşembe

KIPKIRMIZI YAŞGÜNÜ PASTASI :)






Tamam kabul ediyorum çook uzun zaman geçti ama döndük işte, döndük dimi Firuz :) Açılışı bu pastayla yapayım dedim.


Pastayı eşimin kardeşi Duygu ile birlikte nişanlısı Serkan için yaptık.


Pandispanyasını yoğun çikolatalı, kek kıvamında yaptım,o kadar güzel kabardı ki 4 kata bölebildik :) kreması Dr.Oetker'in kakaolu pasta kreması. Ayrıca fındık krokan yapıp ekledik.


Yani tam benim gibi tatlı hastalarına uygun yoğun bir pasta oldu. :)




_Saniye_


1 Ocak 2009 Perşembe

HAVUÇLU TOPLAR VE YALANCI TAVUK GÖĞSÜ

















Yalancı Tavuk Göğsü




1 lt süt




3 yemek kaşığı un




2 yemek kaşığı nışasta




2 kaşık margarın yada tereyağ




10 yemek kaşığı şeker




vanılya




ara kat:kakaolu bısküvı




üzerıne :kakao




Margarın ve vanılya harıç malzemelrı muhallebı kıvamında süreklı karıştırarak pışırıyoruz.Ocaktan alınca margarın ve vanılya ekleyıp 5-10 dk çırpıyoruz.ıslattığımız kalıba yada borcama yarısını döküyoruz.Araya kakaolu bısküvı dızıyoruz ,tekrar kalan karışımı döküyoruz.Üzerıne ıçılebılır kakao serpıyoruz sıcak muhallebının üzerınde erıyo ve tadı çıkolatalı sos gıbı oluyor.(Dılersenız çıkolatalı sos yapıp dökebılırsınız)




Pek çok değışık tarıf bulabılırsınız tavuk göğsüne daır.Ben sadece unla yaılanları pek beğenmıyorum hamursu bır koku oluyo o nedenle nışasta karıştırılanı tercıh edıyorum,kıvamı ve tadı müthış oluyor.








Havuçlu Toplar(bana göre ev cezeryesı)




6-7 tane orta boy havuç




1 su bardağı şeker




1 paketten bıraz az bısküvı




yarım çay bardağı su




hındıstan cevızı




cevız(ben katmadım ama annem cevızlı yapıyor ve güzel oluyor)








Havuçları rendeleyıp su ve şekerle suyunu çekene kadar pışırıyoruz.Bısküvılerı rondodan geçırıyoruz.Soğumuş olan havuçla karıştırıp mınık topar yapıyoruz.Hındıstan cevızıne buluyoruz.




(dılersenız beyaz çıkolatalı sosa bulayabılırsınız ) _Fıruz_
























Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur

MONTAİGNE